Haciz İhbarnamesi (İİK 89): Üçüncü Kişi Ne Yapmalı? Yedi Gün İtiraz, On Beş Gün Menfi Tespit ve Yirmi Gün Belge Süresi
TL;DR: Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki hak ve alacağını haczetmesi hâlinde üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesi, İİK 89'da düzenlenir. Üçüncü kişi ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse mal yedinde, borç zimmetinde sayılır ve kendisine ikinci bir ihbarname gönderilir; buna da yedi gün içinde itiraz etmezse üçüncü ihbarname ile borcu ödemeye veya malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu aşamada üçüncü kişi, on beş gün içinde menfi tespit davası açabilir; davanın açıldığını gösteren belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim ederse cebri icra işlemleri, karar kesinleşene kadar durur. Davada ispat yükü üçüncü kişidedir; dava kaybedilirse dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir ve dava maktu harça tabidir. Elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 23 Ekim 2026
Haciz İhbarnamesi Nedir ve Kimlere Gönderilir?
İİK 89/1 uyarınca hamiline yazılı olmayan veya cirosu mümkün bir senede dayanmayan bir alacak ya da talep hakkı haczedilirse ya da borçlunun üçüncü kişideki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru, borcu olan gerçek veya tüzel kişiye bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini, takip borçlusuna yapılan ödemenin geçerli olmadığını bildirir. Malı elinde bulunduran üçüncü kişiye ise malı ancak icra dairesine teslim edebileceği, borçluya vermemesi gerektiği ve aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağı bildirilir. Bu bildirime haciz ihbarnamesi denir.
Uygulamada bu ihbarnameler en sık takip borçlusunun müşterilerine, ana yüklenicisine, işverenine ve bankasına gönderilir. Burada üçüncü kişi takibin tarafı değildir; ancak ihbarnameye süresinde yanıt vermemesi, kendisini ağır sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle ihbarnamenin kime, ne zaman ve hangi yolla tebliğ edildiği, ilk kontrol edilecek konudur.
Uygulamada İİK 89/1, 89/2 ve 89/3 diye anlatılan üç ayrı ihbarname aslında kanunun tek bir madde içindeki aşamalarıdır. Bu yazıda aşamalar, kanun fıkralarıyla ve uygulamadaki adıyla birlikte ele alınmaktadır.
Yedi Gün İçinde İtiraz
İİK 89/2 uyarınca üçüncü kişi; borcu olmadığını, malın yedinde bulunmadığını, haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödendiğini veya malın istihlak edildiğini ya da kusuru olmaksızın telef olduğunu, malın borçluya ait olmadığını, malın kendisine rehnedildiğini ya da alacağın borçluya veya emrettiği yere verildiğini ileri sürüyorsa, bunu ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmek zorundadır.
Bu itiraz için kanun, üçüncü kişinin beyanının harç ve resme tabi olmadığını açıkça belirtir (İİK 89/5). Yani ilk aşamada itiraz etmek maliyetsizdir ve sonraki aşamalardaki ağır yükümlülükleri önleyen en etkili adımdır. İtirazın hangi sebebe dayandığının açık yazılması, sonradan yapılacak değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Pratikte üçüncü kişinin borcu kısmen mevcutsa, itirazın bu kısmı açıklıkla ayırması önemlidir. Örneğin? ihbarnamede belirtilen tutarda bir borç bulunmuyorsa, hangi tutar için borcun kabul edildiği ve hangi kısma itiraz edildiği ayrı ayrı yazılmalıdır. Bu bir kanun hükmü değil, süreçte belirsizliği azaltan bir uygulama önerisidir.
Sessiz Kalmanın Sonucu ve İkinci İhbarname
İİK 89/3'e göre üçüncü kişi, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır. Bunun üzerine kendisine ikinci haciz ihbarnamesi gönderilir. Bu ihbarnamede malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı, ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içinde 89/2'deki sebeplerle yeniden itiraz edebileceği ve itiraz etmezse zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi gerektiği bildirilir.
Kanun, bu şekilde üçüncü kişiye ikinci bir itiraz imkânı tanımıştır. İlk ihbarnameye süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişi, ikinci ihbarnameye tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz ederse, süreç bu itiraz doğrultusunda değerlendirilir. Bu şans yalnızca önceki ihbarnameye itiraz edilmemiş olması hâlinde ortaya çıkar.
Üçüncü İhbarname, On Beş Gün ve Yirmi Gün
İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen üçüncü kişiye on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya bu süre içinde menfi tespit davası açması gerektiği, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Uygulamada bu bildirim üçüncü haciz ihbarnamesi olarak anılır.
Bu bildirimi alan üçüncü kişi, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde on beş gün içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ederse, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur.
Burada iki ayrı süre vardır ve birbirine karıştırılmamalıdır. Birincisi, menfi tespit davasının açılması için tanınan on beş günlük süredir. İkincisi, davanın açıldığını gösteren belgenin icra dairesine teslimi için tanınan yirmi günlük süredir. Cebri icranın durması, kanun metnine göre bu belgenin icra dairesine teslim edilmesine bağlıdır. Bu nedenle davayı açmak tek başına yeterli değildir; belgenin süresinde icra dosyasına sunulması gerekir.
On beş günlük süre kaynaklarda hak düşürücü süre? olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle sürenin kaçırılması hâlinde, üçüncü kişinin başka bir yoldan aynı sonuç elde etmesi kolay değildir. Elektronik tebligat kullanıldığında sürenin başlangıcının doğru hesaplanması bu yüzden önem kazanır.
Menfi Tespit Davasında İspat Yükü, Tazminat ve Harç
İİK 89/3 uyarınca bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borcu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Yani ispat yükü, alacağın varlığını iddia eden tarafa değil, davayı açan üçüncü kişiye aittir. Uygulamada bu ispat; ticari defter ve kayıtlar, fatura ve sevk irsaliyeleri, banka dekontları ve cari hesap hareketleriyle yapılmaktadır.
Üçüncü kişi bu davayı kaybederse, mahkemece dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Kanun ayrıca bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davalarının maktu harça tabi olduğunu düzenler. Bu, borcun tutarı ne kadar yüksek olursa olsun, dava açma harç yükünün maktu tutarla sınırlı kalması anlamına gelir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme, Taraflar
Kanun, yetkili mahkemeyi icra takibinin yapıldığı veya üçüncü kişinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olarak belirler. Bu, üçüncü kişinin kendi bulunduğu yerde dava açabilmesine olanak tanır. Görevli mahkeme? konusunda kaynaklar, bu davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirtmektedir. Davanın karşı tarafı ise takip alacaklısıdır.
Dava dilekçesinde, hangi ihbarnameye ve hangi tebliğ tarihine dayanıldığının açıkça belirtilmesi, sürenin doğru hesaplanmasını ve doğru icra dosyasının gösterilmesini kolaylaştırır.
Elektronik Tebligat ve Sürenin Başlangıcı
Elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır; ilgili iletiyi daha önce açsa bile bu kural değişmez. Bu nedenle yedi günlük itiraz süresi ve on beş günlük dava açma süresi, iletinin elektronik adrese düştüğü günden değil, bu tebliğ tarihinden itibaren hesaplanmalıdır. Süreyi kaçırdığını düşünen bir işletmenin, beş günlük kural hesaba katıldığında süresinin hâlâ devam ettiğini görmesi bu yüzden mümkündür.
Fiziki tebligat ise ayrı kurallara tabidir. Tebligatın kime ve nasıl yapıldığı, usulüne uygun olup olmadığı somut dosyada ayrıca incelenmelidir. Usulsüz tebligat iddiası, sürenin ne zaman başladığını doğrudan etkileyebilir.
Kusursuz Engel ve İade Davası
İİK 89/5 uyarınca üçüncü kişi, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz edemezse, İİK 65'teki gecikmiş itiraz hükmü uygulanır. Bu yol, kusursuz bir engel nedeniyle sürenin kaçırıldığı hâllere özgüdür; engelin gerçekten kusursuz olup olmadığı somut olayda değerlendirilir.
Ayrıca aynı fıkra, üçüncü şahsın borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı, ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini dava edebileceğini düzenler. Bu, ödeme yaptıktan sonra bile hak arama yolunun tamamen kapanmadığını gösterir; ancak bu davanın süre ve koşulları ayrı değerlendirme gerektirir ve bu yazıda ayrıntılı olarak ele alınmamaktadır.
Alacaklı Açısından: İtiraz Edilirse Ne Olur? (İİK 89/4)
İİK 89/4 uyarınca üçüncü kişi haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü kişinin verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek, üçüncü kişinin İİK 338/1'e göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.
Bu hüküm, alacaklının itiraz karşısında elinin bağlı olmadığını gösterir. Ancak burada ispat yükü alacaklıdadır: alacaklı, üçüncü kişinin beyanının gerçeğe aykırı olduğunu belgelemelidir. Uygulamada bu, banka kayıtları, faturalar, sevk irsaliyeleri, hakediş belgeleri ve ticari defter incelemesiyle yapılır.
Arabuluculuk ve Sürelerin İlişkisi
Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun, on beş günlük hak düşürücü süreyle ilişkisi uygulamada tartışılan bir konudur. Bu yazıda bu konuda bir içtihat? aktarılmamaktadır. Ticari nitelikli bir dosyada sürenin kaçırılmasının sonucu ağır olduğundan, dosyanın niteliği ve güncel içtihat, süre işlemeye başladığı anda bir avukat tarafından değerlendirilmelidir.
Üçüncü Kişi Şirketler İçin Pratik Kontrol Listesi
İlk adım, ihbarnamenin tebliğ tarihini doğru belirlemektir: elektronik tebligatta beşinci gün kuralı uygulanır. İkinci adım, takip borçlusuyla gerçekten bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığının cari hesap, fatura ve sözleşme kayıtlarından kontrol edilmesidir. Üçüncü adım, borcun bulunmadığı veya önceden ödendiği düşünülüyorsa bunu yedi gün içinde icra dairesine bildirmektir.
İkinci ihbarname geldiğinde yedi günlük süre yeniden başlar ve yeni bir itiraz yapılmalıdır. Üçüncü ihbarname geldiğinde ise on beş gün içinde menfi tespit davası açmak ve dava belgesini yirmi gün içinde icra dairesine teslim etmek gerekir. Tüm bu süreçte tebligatın ve itirazın kayıtları saklanmalıdır.
Alacaklılar İçin Pratik Notlar
Alacaklı açısından haciz ihbarnamesinin doğru adrese ve tebliğ kurallarına uygun olarak gönderilmesi, sonraki aşamaların geçerliliği bakımından önemlidir. Üçüncü kişi itiraz ederse İİK 89/4 yolu, sessiz kalırsa ikinci ve üçüncü aşamalar gündeme gelir. Her aşama için tebliğ tarihlerinin ve cevapların kayda geçirilmesi gerekir.
Genel Değerlendirme
İİK 89, üçüncü kişi için kısa süreli ve ağır sonuçlu bir prosedür kurar: yedi günlük itiraz, tekrar yedi gün, ardından on beş gün ve yirmi gün. Bu zincirin her adımında tebliğ tarihi ve itirazın yazılı olması belirleyicidir. Alacaklı için ise itiraz halinde İİK 89/4 yolu ve sessizlik halinde zimmette sayma mekanizması, tahsilatı güçlendiren bir araçtır.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
23 Ekim 2026
Sıkça Sorulan Sorular
1. Üçüncü kişi ne kadar süre içinde itiraz edebilir?
Haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde (İİK 89/2). Bu itiraz icra dairesine yazılı veya sözlü yapılabilir ve harç ile resme tabi değildir.
2. Yedi gün içinde itiraz etmezsem ne olur?
Mal yedinizde, borç zimmetinizde sayılır ve size ikinci haciz ihbarnamesi gönderilir (İİK 89/3). Bu ihbarnamede de yedi gün içinde itiraz hakkınız ayrıca bildirilir.
3. İkinci ihbarnameye de itiraz etmezsem ne olur?
Size üçüncü bildirim yapılır. Bu bildirimle on beş gün içinde borcu icra dairesine ödemeniz veya bu süre içinde menfi tespit davası açmanız gerektiği bildirilir; aksi takdirde borcu ödemeye veya malı teslime zorlanırsınız.
4. On beş gün ile yirmi gün arasındaki fark nedir?
On beş gün, menfi tespit davasının açılması için tanınan süredir. Yirmi gün ise davanın açıldığını gösteren belgenin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren icra dairesine teslimi için tanınan süredir.
5. Dava açmak icrayı tek başına durdurur mu?
Kanuna göre cebri icranın durması, davanın açıldığını gösteren belgenin yirmi gün içinde icra dairesine teslim edilmesine bağlıdır. Bu nedenle belgenin süresinde sunulması gerekir.
6. Hangi mahkemede dava açılır?
İcra takibinin yapıldığı yer veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesinde. Kaynaklar, bu davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu belirtmektedir.
7. İspat yükü kimde ve tazminat var mı?
İspat yükü üçüncü kişidedir. Dava kaybedilirse dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir (İİK 89/3).
8. Elektronik tebligatta süre ne zaman başlar?
Elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebligat yapılmış sayılır. İleti daha önce açılmış olsa bile bu kural değişmez.
9. Alacaklı üçüncü kişinin itirazına karşı ne yapabilir?
İİK 89/4 uyarınca alacaklı, üçüncü kişinin cevabının aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin cezalandırılmasını ve tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir.
10. Kusursuz engel nedeniyle süreyi kaçırırsam ne olur?
İİK 89/5 uyarınca bu durumda İİK 65'teki gecikmiş itiraz hükmü uygulanır. Engelin gerçekten kusursuz olup olmadığı somut olayda değerlendirilir.
Yazar Hakkında
Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman
Avukat Yusuf Kılıçkan’ın başlıca çalışma alanları; ceza hukuku, kira hukuku, iş hukuku ile sözleşmeler ve tüketici hukukunu kapsamaktadır. Bu temel alanlardaki dava ve danışmanlık süreçlerinin yanı sıra; bilişim hukuku, kişisel verilerin korunması ve dijital sistemlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar üzerine de çalışmalar yürütmektedir.
📧 av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. İİK 89 ve haciz ihbarnamesine ilişkin değerlendirmeler 17 Ekim 2026 tarihli mevzuata dayanmaktadır; mevzuat ve yargı içtihatları yazıdan sonra değişebilir. Bir haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğinde süreler çok kısa olduğundan, güncel mevzuatın teyit edilmesi ve gecikmeden bir avukata danışılması önerilir.

